TÜRK DÜNYASI GENÇLİK MEKANI
..: GENÇLİK MEKANINA HOŞ GELDİNİZ :..

TÜRK DÜNYASI GENÇLİK MEKANI

SOSYAL PAYLAŞIMIN ÖZEL ADRESİ
 
KAPIAnasayfaAramaGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

 

 Çanakkale Savaşı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Admin

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 85
Kayıt tarihi : 12/11/07

MesajKonu: Çanakkale Savaşı   Salı 17 Mart 2015 - 20:27


Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Harbine, Almanların oyununa getirilerek, Alman Amirali Suşon komutasındaki Türk donanmasının 29 Ekim 1914 günü Rusların Karadeniz’deki limanlarını bombardıman etmesi üzerine, yok yere, hesapsız, hazırlıksız ve çok erken girdi. İmparatorluk savaş belasına, Almanlar tarafından onların yararına zorla sürüklendi, itildi. Dönüşü olmayan bu yola, batağa girdi. Oysa Yunanlılar 1917 yılı Ağustosuna kadar 33 ay tarafsızlıklarını korudu. Bulgarlar ise bizden bir yıl sonra Almanlarla gizli bir ittifak anlaşması imzaladı.
Donanmanın bu saldırısı üzerine; 1 Kasım 1914 günü, Ruslar haklı olarak bize savaş ilan etti. 2 Kasım 1914 günü topraklarımıza saldırdı. Almanların istediği de buydu.
İngilizler; müttefiki Ruslara sözde yardım etmek, gerçekte ise jeo stratejik ve ekonomik çıkarları nedeniyle, 6 Kasım’da Basra Körfezi’ndeki FAO’ya kuvvet çıkardı. 21 Kasım 1914 günü Basra şehrini işgal ettiler. Böylece bu savaşta güneyde ilk toprak kaybımız başlamış oldu.
Batı cephesinde (Fransa) 3 Ağustos 1914 günü başlayan Alman taarruzu, çok kanlı savaşlar ve her iki tarafın verdiği ağır kayıplar sonunda, Marn Meydan Muharebesi’nde müttefikler tarafından durduruldu.
Mısır’da büyük bir İngiliz kuvveti bulunuyordu. Almanlar o kuvvetin Fransa cephesine kaydırılmasını önlemek maksadı ile bizi Süveyş kanalına ve Mısır’a yönelik bir harekâta adeta zorladılar, gene kandırdılar ve neticede amaçlarına eriştiler, bize yeni bir ephe daha açtırdılar.
4ncü Türk Ordusu’nun Şubat 1915’te başarısızlıkla sonuçlanan bu kanal harekatından sonra müttefik kuvvetler Doğu Anadolu, Irak, Süveyş cephelerine ilave olarak 25 Nisan 1915 günü Gelibolu’da 4ncü cephelerini açtılar.
89 sene önce 24 Nisan 1915 günü, o tarihe kadar benzeri görülmemiş büyüklükte bir müttefik donanması, Orgeneral Hamilton’un “Gelibolu Günlüğü” isimli hatıratında belirttiği gibi İngiliz, Fransız, Senegalli, Tunuslu, Cezayirli, Hintli, Yeni Zelandalı, Avusturalyalı, Sikh, Pathan, Madrasi, Maori, Jatlar, Gurkalar, Baratongalar gibi değişik ülkeler, müstemlekeler halkından ve çeşitli ırklardan oluşan askerlerle yüklü olarak Limni ve Gökçeada limanlarında güzel vatanımızı istila ve işgal etmek için emir bekliyordu. Çıkarma için her şey hazırdı.
Müttefiklerin harekat planı şöyle idi; 25 Nisan 1915 sabahı saat 04,30’dan itibaren:
- Biga yarımadasına (Kumkale, Beşige kıyıları) gösteriş çıkarması yapılacak,
- Saroz körfezinde şaşırtma maksatlı deniz harekatı gerçekleştirilecek,
- Yarımadanın güneyinde Seddülbahir’deki 5 plaja, kuzeyinde ise Kabatepe bölgesine (Anzak Koyu) çıkılacak, İstanbul işgal edilerek Osmanlı İmparatorluğu’nun hayatına son verilecek; ve sonra topraklarımız Ruslar, Yunanlılar, İtalyanlar, Fransızlar ve İngilizler tarafından paylaşılacaktı.

DURUMUMUZA GELİNCE

3 Kasım 1914 tarihinden itibaren bölgeye gelmeye başlayan 3ncü Kolordu, Gelibolu Yarım Adası’nı savunmaktan sorumlu idi.
Kolordu Komutanı Esat Paşa, Korgeneral Bülgat ve Tümen Komutanları düşmanın öncelikle Kabatepe plajlarına çıkacaklarını değerlendiriyorlardı.
Savunma planı kıyıların kuvvetli tutulması, düşmanın karaya çıkmasına mani olunması, çıktığı takdirde karşı taarruzlarla denize dökülmesi esasına göre yapılmış ve tertibat, düzen buna göre alınmıştı. Bu plan yarımadanın dar coğrafi yapısının gereği idi.
Müttefiklerin çıkarma hazırlıkları yaptığını haber alan Türk Başkomutanlığı yeni bir yapılanmaya giderek Mart ayında Gelibolu’da 5nci Ordu Komutanlığı’nı teşkil etti. Komutanlığına, rütbesini Orgeneralken Mareşalliğe liüzumsuz yere yükselttiği, Alman Liman Von Sanders’i atadı. Bu zat çıkarmadan bir ay önce, 26 Mart 1915 günü Gelibolu’ya geldi, komutayı üstlendi.
Sanders Türk komutanların savunma planını beğenmedi ve değiştirdi. Ona göre en tehlikeli yerler Saroz Körfezi ile Bozcaada karşısındaki Biga Yarım-adası idi. Çıkarma sadece buralara yapılabilirdi.
5 nci Ordu’nun kuvveti altı Tümene çıkarılmıştı. Bu Tümenlerin ikisini Bolayır’da Saroz Körfezi bölgesinde, diğer ikisini de Biga Yarım-adası’nda görevlendirdi. 19 ncu Tümeni ordu ihtiyatı olarak ayırdı. Koca Gelibolu Yarım-adası’nı sadece 9ncu Tümen savunacaktı. Bu kuvvet çok yetersizdi. Ayrıca L. V. Sanders’in emrettiği yeni savunma düzeni ve konsepti de yanlıştı.
Bu değişiklik Türk komutanlarını endişelendirmekteydi. Sanders 3 ncü Kolordu, 9 ncu ve 19 ncu Tümen Komutanlıklarının yaptıkları itirazları ve önerileri reddeti.
Liman Von Sanders’in bu kararı onun yanlış değerlendirmelerinin, vahim hatalarının en ciddilerinden biri olmuştur. Savunma düzeninde bir siklet merkezi teşkil etmemiştir. Tümenlerini birbirlerinden ve düşmanın çıkarma yapacağı plajlardan çok uzakta görevlendirmiştir. Bu nedenle kıyılar zayıf tutulmuş, karaya çıkan düşmana yeteri kadar kuvvetle ve kısa zamanda karşı taarruz yapılamamış, birliklerimizin mecburen parça parça muharebeye sokulmasına, düşmanın karada tutunabilmesine, her iki tarafın ağır kayıplar vermesine ve savaşın 8,5 ay sürmesine sebep olmuştur.
Acaba Liman Von Sanders’in bir art maksadı mı vardı? Belki sadece kararı yanlıştı.
Zira daha sonra 3 ncü Kolordu Komutanı Esat Paşa ile 5 nci Ordu Kurmay Başkanı Albay Kazım(Org. İnanç)ın yapılmamasını ısrarla istediği, önerdiği 19 Mayıs 1915 günkü karşı taarruzunu de her şeye rağmen yaptırmış 7,5 saat gibi kısa bir süre içinde tümenlerimizin 3000’i şehit, 6000’i yaralı olmak üzere 9000 kayıp vermesine sebep olmuştu. 4 5 6
Liman Von sanders hatıratında 2 “Bahis konusu bu taarruzun tarafımdan işlenmiş bir hata olduğunu kabul ederim” şeklindeki acı itirafı onun günahını azaltmamıştır. Müttefik Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz Orgeneral Hamilton ise günlüğünde; 3 “19 Mayıs günü Liman Von Sanders’in iki tümeninin büyük kısmının imha edildiğini” belirtmiştir.

MÜTTEFİKLERİN SAVAŞ ÖNCESİ DEĞERLENDİRMESİ

İngiliz Millî Savunma Bakanı Mareşal Lord KITCHEBNER’e göre: “Donanma Çanakkale Boğazı’nı geçip Marmara’ya girince İstanbul dayanamazdı. Zaten İstanbul halkının çoğu Osmanlı değildi. Hatta Müslümanlar azınlıktaydı. Harp gemilerimizin dumanları bir kere görüldümü şehirdeki Hıristiyanlar ayaklanacak, ihtilal başla-yacaktı”. Ona göre Türkiye çökmek üzereydi, zayıftı. Çıkarma, istila ve işgalden sorumlu İngiliz Orgenerali Sir Ian HAMİLTON’a: “Donanma Çanakkale Boğazı’nı aşar ve siz başarıya ulaşırsanız bu bir muhar****** zaferi değil bir harbin galibiyeti olacaktır” diyordu. Londra’daki Harp Konseyinde ise: “Müttefik Kuvvetler Gelibolu’da karaya çıkar çıkmaz, Türklerin panik halinde İstanbul’a kaçacakları” ümit ediliyordu, İşte Çanakkale cephesinin özelliği ve önemi biraz da buradan ileri gelir. Zira Müttefikler bizi çok küçümsüyorlardı.

SONUÇ

Çanakkale Savaşı, düşmanın hayal ve ümitlerinin kırıldığı, söndüğü, o zamanın en güçlü ve büyük iki imparatorluk kuvvetlerinin topraklarımızdan sıvışıp kaçmaya mecbur bırakıldığı, zaferimizle sonuçlanan ve bir yabancı yazarın kitabındaki nitelendirmesine göre “Devler ülkesinde devler arasındaki bir savaştı”.
Maalesef bizde her seviyedeki okullarda ötedenberi bilhassa siyasi ve askeri tarihimiz konularında verilen eğitim çok yetersizdir. Aydınlarımızın bile, belki de büyük kısmının, Çanakkale Harbini doğru ve kafi derecede bildikleri söylenemez.
Bu konu açıldığında akla hemen genellikle kahramanlık olayları, Kabatepe kuzeyine yapılan A.N.Z.A.K. çıkarması, Arıburnu ve Conk Bayırı Muharebeleri gelmektedir.
Oysa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı Orgeneral HAMİLTON, 25 Nisan 1915 günü yapılan çıkarmalarda kuvvet çoğunluğunu kuzeyde Arıburnu bölgesinde değil, başlangıçta 3 ay süreyle güney kesimde Seddül-bahir bölgesinde bulundurmuştur. Bu bölgede 6 tümenini kullanırken kuzeyde Arıburnu Cephesinde sadece 2 tümenini görevlendirmiştir. Ancak 3 ay sonra Seddülbahir Cephesin-deki başarısızlıkları nedeni ile mecbur kalınca Temmuz ortalarında Müttefik Başkomutanlığı taktiğini değiştirmiş, kuvet çoğunluğunu kuzey kesime yani Arıburnu-Conkbayırı-Anafartalar bölgesine kaydırmış ve savaşın sonuna kadar bu bölgede bulundurmuştur. Türk Ordusu kati sonucu bu kesimde almıştır.
Çanakkale’de karadaki çarpışmalar sekiz buçuk ay (265 gün) sürmüştür. Taraflar bu cephede adeta eşit bir paylaşımla 250’şer bin askerini kaybetmiştir.
Maalesef bizde görüntülü, sözlü ve yazılı bazı medyada, yayınlanan pek çok kitapta, beşinci Türk ordusunun zaiyatı konusunda öteden beri ve bu gün de farklı ve yanlış rakamlar öne sürülmektedir. hem de kimler tarafından!?
Her yıl 18 Mart’ta kutlanan deniz zaferi günümüzde en yüksek günümüzde en yüksek mevki ve makam sahiplerinden aşağı kademedekine kadar pek çok hatip kürsülerde, radyo ve televizyonlarda, bir kısım yazar ise makalelerinde Çanakkale Savaşı’nda 250 000 şehit verdiğimizi söylemiş ya da yazmışlardır.
250.000 şehidin verildiği bir savaşta tüm diğer kayıpların yaklaşık olarak 1,300,000’i bulması gerekir. 250,000 şehit o zamanın 25 tümeninin mevcudu demektir. Bu rakam hayali ve çok yanlış bir değerlendirmenin sonucudur ve kayıplarımızın bu denli abartılması zaferin şanını, büyüklüğünü küçültmektedir. zaiyat kelimesi şehit, yaralı, esir, kayıp, firar ve hava değişimine gönderilenlerin tümünüm karşılığıdır. Çanakkale Savaşı’nda bütün bu sebeplerle muharebe dışı kalanların yükünü 250,000 askerdir. verdiğimiz şehit sayısı ise 55,000 kadardır. Tüm zayiatımızın % 22’sidir ve bu miktar 250,000’e dahildir. 2 3 4 5 6 7 8 9
Başından sonuna kadar bu savaşa katılan İngiliz Tuğ-generali Aspinal OGİANDER çok değerli kitabında “Çanak-kale’de öldürülen düşman sayısı bakımından hiçbir taraf herhangi bir üstünlük iddia-sında bulunamazdı. Kayıp sayısı her iki taraf için aynıydı” der ve benzer miktarları verir. 9
Devletin yönetiminden sorumlu olan görevlilerin; 1 nci Dünya Savaşı ve Çanalkkale muharebelerinin öncesi, sırası ve sonrasında cereyan eden siyasi , ekonomik, diplomatik ve askeri olaylardan ve yapılan nice hatalardan, bugünün şartlarında bile, alabilecekleri yararlı çok dersler vardır.
Başta Çanakkale Savaşı kahramanı ve   muzaffer  Komutanı Mustafa Kemal ve O’nun değerli ve kahraman Komtanları ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmetle, şükran ve derin saygıyla anıyoruz. Nur içinde yatsınlar, onların vatanseverlikleri, kahramanlıkları, fedakarlıkları, şimdiki ve gelecekteki Türk kuşaklarına ışık tutsun, örnek olsun.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://genc.turkforumpro.net
Admin

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 85
Kayıt tarihi : 12/11/07

MesajKonu: Geri: Çanakkale Savaşı   Salı 17 Mart 2015 - 20:30


ÇANAKKALE ZAFERİ (Kahramanlık Günü-18 Mart)

Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.

Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.
1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kum kale ve Orhaniye tabyalarını havan topu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltçıları boğazı geç meye kalktılar.
24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu deniz altıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz deniz altısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yedi yüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni  komutan  18 Mart 1915 günü donanmayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildirdi.
Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı.

18 Mart 1915

İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi.
Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.
İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hami diye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:
«insan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»
Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.
«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»
Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek : Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler.
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlıyordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman  komutan  Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.
Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Koca çimen’de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere :
— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;
— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka  komutanlar  geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Ana fartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı.
Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.
Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu.
Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://genc.turkforumpro.net
 

Çanakkale Savaşı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TÜRK DÜNYASI GENÇLİK MEKANI :: ÇANAKKALE SAVAŞLARI -
(¯`•._.•Oº°[TÜRK DÜNYASI GENÇLİK MEKANI DOST SİTELERİ]°ºO•._.•´¯)
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blogunuzu yaratın